"panoramik bir rüya: paris :un rêve panoramique" fotoğraf sergisi


Sergimiz ile 2007 yılı içinde önce İstanbul Fransız Kültür Merkezi, daha sonra İzmir Fransız Kültür Merkezi, Ankara Milli Kütüphanesi, Gazi Antep Büyükşehir Belediyesi Bahriye Üçok Salonu ve İstanbul Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi'nde (Öğrencilerle özel buluşma) fotoğraf severlerle bir araya geldik! Yeni yılda yeni şehirlerde buluşmayı ümid ediyoruz.

Bu blogda neredeyse tamamı 360 derece olan panoramik fotoğraflardan oluşan Paris projemizin çekimleri ve sergilenmesi sırasında yaşanan bazı anlara tanık olacaksınız.

Sergi aynı zamanda, Türk ve Fransız Cumhurbaşkanlarının desteklediği 2006 yılı boyunca süren Fransız Baharı Projesi kapsamındaki seksenden fazla aktivitenin içerisindeki tek Türk fotoğraf sanatçısının sergisi olma özelliğini de taşıyor.

Bu sefer fotoğrafları serginin kuratörü ve koordinatörü Selin (Atasoy Hartevioğlu) çekiyor, ben de yazıyorum. İlginiz için şimdiden teşekkürler.


<$Bl14.11.06>
<$Bl









Fuar, toplantı, koşuşturma, malzeme keşfi
Köln şehri, tramway, Katedral, türk vatandaşlarımız, fotoğraf sergileri
Octoberfest, Früh am Dom Birahanesi, sosis, patates, rakı bardağında Kölsch birası
ve en kötüsü istanbul ile dönüşümdeki çekimlerimle ilgili telefon, telefon, telefon! Sanırım bu 30 saatlik Köln gezimizin uyuduğumuz ve toplantıda olmadığımız saatleri boyunca süreli telefonda konuştum. Ajans, ben ve reklamveren arasındaki kutsal üçgen peşimi bir türlü bırakmadı. Sonunda biz geri dönmek için trene biterken helikopterinden, castına çekimlerin tüm detaylarına karar vermiştik. Photokina'dan aldığımız yüzlerce broşür ile koltuklarımıza oturduk ve Paris'e geri dönüşe geçtik.
<$Bl

Evet Köln'deki Photokina Fuarı için düştük yollara. Bugün gidip, yarın döneceğiz ve nasıl bilmem bu kısa zamanda dev gibi bir fuar gezeceğiz. Fuar sırasında önceden belirlediğimiz 9 tane toplantımız var. Kağıtçılar, baskıcılar, panoramikçiler, programcılar, kalibrasyoncular ile buluşacağız ve tabii ki yeni çıkan fotoğraf makinelerine bakacağız!

Tren çok keyifli geçiyor, Thalys Fransa, Belçika, Hollanda ve Almanya arasında mekik dokuyan bir trenler serisi. Paris-Köln 3 saat 50 dakika sürüyor.
<$BlBu iki gün eksik olan pastane, şarküteri, restoran görsellerimiz üzerinde çalıştık ve tahminen bize ikram edilenlerle ikimiz de beşer kilo aldık. Bir ara kendimizi kaybetmiş bir şekilde macaron yediğimizi hatırlıyorum. kahveli, frambuazlı, fıstıklı, limonlu, güllü, karamelli... Gerard Mulot'daki çekimden sonra ikimiz de bayılacak gibiydik. o kadar tatlıdan sonra "haydi Odeon bölgesine gelmişken bir de Procope'da yemek yiyelim" dediğimize hala inanamıyorum.

Procope Paris'in en eski restoranı, 1686'da açılmış. Voltaire, Rousseau, Diderot, Danton, Benjamin Franklin müdavimlerindenmiş. Özellikle deniz mahsüllerini seviyorsanız ve romantik bir ambiyans, baş döndürücü bir dekor arıyorsanız, Procope tam sizin için.
<$Blİkinci sponsorumuz da belli oldu, sabah bir telefon aldık ve TOTAL Türkiye de aramıza katıldı! Bugün daha da motive olmuş bir şekilde yollara düştük. Les Halles, Pompidou, Opera derken gün bitti! Akşam odaya döndüğümüzde fotoğrafları montajladık. Realviz Stitcher programını kullanıyoruz. Bence piyasadaki en iyi program şu anda ve onlar da projeye destek veriyorlar. Tüm bilgisayarlarımıza ücretsiz program yükledikleri gibi, Selin ve bana da Paris'te birkaç kere birebir eğitim vermişlerdi. Perşembe günü Köln'e tren ile gitmeyi planlıyoruz. Orada Realvizcilerle de bir araya gelip, şu ana kadar bitirdiğimiz fotoğrafların üzerinden geçeceğiz.

posted by <$Blselinatasoy<$Bl11:32 ÖÖ

<$Bl13.11.06>
<$Bl



İşte Defence meydanı! Hava kapalı ama arada sırada açıyor, bu gece sonuna kadar buradayız. Bininci kere burayı karış karış gezip, inşallah iyi bir fotoğraf çekeceğiz. Paris'e gelmeden önceki hafta Selin TOTAL ile sponsorluk görüşmelerine gitti. Şimdi ise TOTAL'in binası karşımızda bize bakıyor!

4 saat süreyle çekim yapıyoruz, tam artık soğuktan donmuş eve dönmeye karar verdiğimizde gökyüzünde inanılmaz bir kızıllık fark ediyorum. Normal gözün görmediği ama fotoğraf makinesinin uzun pozda yakaladığı bir alev sanki. Heyecanla yeniden çekime başlıyorum. 1 saat daha o ayazda çekime devam ediyoruz, Defence uykuya dalmış biz ise canavar gibi ayaktayız! Dönüşte açlıktan bayılmamak için bir krep alıyoruz. benim favorim jambon, peynir, mantar ve yumurta! Selin ise bir nutella-muz yiyor. bir gün daha bitiyor.
<$Bl
İşte yine geldik çekime. bu sefer, dıştan Palais Garnier (Opera) binası ve Opera Meydanı, Defence Meydanı, Pompidou Kütüphanesi/Sergi Merkezleri'nin olduğu meydanı çekmeden dönememeye and içtik. Defence'a her gittiğimizde hava felaket oluyordu. Pompidou'yu daha önce çekmiştim ama İstanbul'a gelince fark ettim ki RAW yerine yalnızca JPG çekmişim, o yüzden orayı da tekrar etmem lazım.

İşte Paris'teki ilk günümüz, motoru kiralamışız, şehire merhaba diyoruz. Palais Royal Bahçeleri'nde bir küçük mola vermişiz, güvercin ile birlikte kameraya poz veriyoruz.
<$BlTemmuz ve Ağustos'ta çekim yapmamaya karar verdik, yeniden Eylül'de çekimlere devam edeceğiz. bu arada Paris'te tüm yaz boyunca yağmur yağıyor. Selin inatla her gün hava durumunu takip ediyor ve sonuçta 31 çeken Ağustos ayında Paris'te tam 18 gün yağmur yağıyor. Eylül konusunda acayip rahatsızız. Havaların kötü gitmesi bizim için felaket olur. Selin'e Singapurlu bir arkadaşı, Singapur'da fotoğrafçıların çekime çıkmadan önce iyi hava için bir ritüel yaptıklarını anlatmış. Gülüyoruz ama bizim de ihtiyacımız olabilir.

Neyse, bu aylarda boş durmadık, bol bol tekniğimizi geliştirmek üzere çalıştık. Bir de sergiyi tuvale basmak gibi bir fikrimiz var. Eylül'de Köln'deki Photokina'ya gidip araştırma yapmaya niyetliyiz.